17 Kasım 2009 Salı

Devletler Hukuku


Birbirine vize uygulamayan iki komşu ülke.
Coğrafî nedenlerle,
Sınırların nerede başlayıp bittiği
Bilinmeyen.
Yerleşim birimi ayrıntıları aslen kime ait
Belli olmayan.
Mayınsız arazilerin ayır(ma)dığı.

Birbirini giderek daha çok tanıyan iki ülke.
Marşları aynı,
Sevilen şarkıları benzer.
GSM şebekeleri ortak.
Müfredatları bir yere kadar aynı.
Aynı saat diliminin çocukları.
Aynı lehçenin benzer şiveleri
Konuşuldukça birbirinden kelime alan.

Konfederalizme meyilli iki ülke.
Metrobüslerle birbirine bağlanan,
Köprülerin el ele tutuşturduğu
Ticaret hacmi kız alıp kız vermelerle artmış
Dış ilişkilerinde ortak
İçişleri eşgüdümlü.
Gözlerin gibi iki kara ülkesi.







04 Kasım 2009 Çarşamba

The Father


Yine ilginç bir çalışma...

03 Kasım 2009 Salı

Cazzo Tutti Voi


Quando mi sono innamorato di qualcuno spesso odio e di umiliare gli altri. Le persone che umiliano chi proprio non può sapere dove fermarsi. Quelli perdenti patetico e finto-saggio assorbe quasi tutta la mia energia e l'amore della vita, quando non sono in amore. Oggi una domanda mi venne in mente: "Se assumiamo che sono felice ogni volta che mi trovo in amore, tutto quello che faccio durante quel tempo sostiene la mia felicità. Quindi perché dovrei prestare attenzione e dare prova di tolleranza per un gruppo di perdenti?" Penso che è stata la questione più dall'ultima volta che ho chiesto: "Sono innamorato?". Ho scritto questo in italiano, perché trovo che intima di scrivere in un seondary, non noto lingua straniera.

02 Kasım 2009 Pazartesi

Apartman Yöneticisi


Apartman boşluğumda kıpırdanmalar var
Makinalı tüfekler eşlik ediyor adımlarıma
Cep telefonum kapsama alanı dışında
Kapı kolumdaki dövmen karşısında

Aradığım kişiye şu anda ulaşılıyor
Hattım aradıkça kazanıyor
Aslından farklı maksatla dışarıya çıktığımda
Her köşe başında boş otobüsler var

İki göz odamı yaşlarla dolduran
12 Eylül'de yapılmamış bir darbe geldi
Sarsıntıda meydana gelen
Kalp çarpıntısını açıklamayan
Dünya Sağlık Örgütü raporları yayımlandı

Köşe başlarında otobüsler beni bekliyor
Adımlarım korucu maaşlarıyla sayılıyor
Apartman boşluğumda darbe anayasası geçerli
İkinci bir harekete kadar ışıklar yanmayacak

Geç kalan erken teşhisler
Ve 38 milyon aşı yapılsın bana
Erkek doktorum
Kadın doğum uzmanı olsun
Bir son dakika gelişmesinde belirtildiği gibi
AKUT ve tüm köpekleri
Apartman boşluğumdan çıkartamaz
Davetsiz gelen peygamberi


25 Ekim 2009 Pazar

Ahde Vefa


Kesinlikle şunu söyleyerek lafa başlamalıyım özür dilerim Oksan.

Eve anca yarım saat önce geldim ve yol boyunca ve partiden yer yer kopabildiğim tüm anlarda aklıma gelen en önemli düşünce "neden insan arkadaşları ile sözleşme imzalayamıyor?" sorusuydu. Bu yazının konusunu sorunun cevabından ziyade nedeni ilgilendiriyor ki açık açık yazarak hiçbir şey elde edemeyeceğimi bildiğim için bu konuda hakkında da "über-anlaşılmaz" yeni bir yazı yazmak istemiyorum. Aslında herhangi bir yazı yazmak istemiyorum zira özür dilemek her insanın yapmak isteyeceği bir şey değil. Sonuçta "istemediğim bir işi yapabiliyorsam daha da istemediğim bir şeyden kaçınmak içindir" düz mantığını kurabilen herkes gibi ben de bir durumun farkına vardım.

Sorunun cevabına gelince; her sözleşme feshediliyor da hayatta ticaret namına bakkaldaki deterjandan "4 tane alana 1'i bedava" indirimi dışında hiçbir halt bilmeyenler bu çıkarımından bir sonuç alamıyor. Özür dilerim Oksan.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Le Roi Est Mort Vive Le Roi



Aynı hane halkından (Arzu Apartmanı No:3) başkasına kapılarını kapatan ve okur olarak daha çok kişiye ulaşacağı muhakkak, kimilerine göre dejenere çoğunluğa göreyse "normal" bir şekle girmek için önemli bir merhaleyi geride bırakmış olan SSUKB'den herkese merhaba.

Alışılagelmiş "darbe" ve "etnik temizlik" tabirlerini kullanmak yerine hiçbir tabir kullanmamayı tercih ediyoruz çünkü kimsenin imseden rüyaar dışında bir şeyin tabirini istemediği bir internet piyasası ile karşı karşıyayız. Manifesto tadı veren yazıların ateşleyiciliğini ise sadece yazılarda değil fiillerde de gösterecek bir profil çizmekte kararlıyız.

Herkesin kendi medyasını kurabildiği bir ortamda artık medya devlerinden çok medya kişilerini konuşuyorsak, medya kişilerinin özel hayatlarında yaptıkları tercihler hakkında bilinenlerin en önemli malumattan sayılacağı bir döneme de adım atmışız demektir. Magazin gazeteciliğini övmenin Lady Diana'nın ölüm olayının soğumasından hemen sonrasında kalmış olması aslında size neyi kast ettiğimiz konusunda bir fikir verebilir. Magazin gazeteceliğinin tatbikatta riyakarlıktan başka hiçbir vasfı ortaya çıkartmayan yapısına lanet ediyoruz. Bilginin googlelaştığı bir devre itiraz edip kütüphaneleri Cengiz Han'ın orduları karşısında savunan bir "Bilgi Neferi" hazzı yaşamak isteytenlere demli çay içmelerini ve bununla artistlik yapmalarını salık veriyoz. Niyetimiz bilgi ucuzlaştı insanlıktan tiksiniyorum mesajını vermekten çok, bilgi ucuzlaştı neden gidip daha çok aydınlanmayalım? sorusunu sormak olacak. Sorunun cevabını ise sevdiğimiz kızlardan almayı ümit ediyoruz.

Kalın çerçeveli kemik gözlük takmayan, hipsterlık konusundaki fikirleri "otobüste yanıma oturmazsa sevinirim"den ibaret ama öte yandan neskafe 3'ü 1 arada içip kendini Batı Mimarili bir evin balkonunda hissedebilecek kadar naif genç erkeklerden ne beklersiniz bilmiyoruz ama hiçbir şeyi değiştirmeyen büyük bir değişiklik yaptığımızın farkına varmışsınızdır. Herkese tekrardan merhaba. Morrissey şarkıları gibi duygusal, dostcanlısı esnaflar kadar keyifli, aldatıldığı bilinen eşler kadar haklılık dolu günler diliyoruz. Sağlıcakla.

18 Ekim 2009 Pazar

Maratonda İntihar Şoku



Uzun bir aradan sonra tekrardan merhaba SSUKB,

Bir süredir kapını çalmıyor olmam çeşitli spekülasyonlara yol açacağını adım gibi biliyordum ki haklı çıktım. Gakkan'ın "üzgünüm ssukb gazeteye çıktım" tadındaki manasız yazısına bozulup sana yazmadığımı söyleyenler olmuştur muhtemelen ancak sen de iyi biliyorsun ki, editoryal@htgazete.com.tr'ye mail atıp "üzgünüm habertürk blogumun reklamını yap" diyen imla kurallarını özümsemiş herkes o köşede 1 günlüğüne meşhur olabiliyor. Andy Warhol hakkında özümsenmiş bir bilgiye sahip olmak izlenimi insana ne kazandırır bu postun akabinde geçecek günlerde göreceğiz.

Neticede seninle bir süredir görüşmememizin nedeni tamamen bir hayli meşgul olmam ve yine blog yazmayı "salakça" bulduğum bir ruh haline bürünmem. "Blog yazan erkekler iktidarsızmış" dedikodusunun "Fatih Ürek Bursalıymış" kadar yayıldığı bir gelecekte kültürümüze övgüler taşıyan cümleler kuracağıma emin olabilirsin. Şimdi bu satırları yazmamı ise tamamen bu ruh halinden sıyrılmaya başladığımın alameti olarak görebilirsin. Moralim kesinlikle bozuk değil, blog yazmayı çoğunlukla sözde "travma" yaşayan zibidi kızların bıraktığını düşünürsek benim böyle bir derdim olmadığını anlarsın. Yıllar önce bir dost sohbetinde her zamanki ukala tavrımla "insan mutluyken ne yazacak da, ne elde edecek?" demiş bir insan olarak mutsuzluk-yazı yazma oranının tamamen bir doğru orantı temeline kurulu olduğunu görebilirsin.

Yeni bir saç ya da sakal traşım olmadığı için yine resmimi koymayacağım ancak eve çıktığımı, evde çok rahat ettiğimi, iki haftadır sigara almadığımı üstelik buna rağmen okulda saatler geçirdiğimi ve bundan zerre sıkıntı duymadığımı söyleyerek okurlara "beni kıskanın çok eğleniyorum" mesajı vererek, Türkiye şartlarında blog yazmanın tek sebebini gerçekleştirmek isterim. Kendine iyi bak, sağlıcakla.

30 Eylül 2009 Çarşamba

Suck It Bitch. I Win.


Üzgünüm SSUKB gazeteye ben çıkmışım.
: (